Liber Lapis Lazuli

 Yazan Aleister Crowley

 Çeviren Edanur Gündüz - Translation Copyright © 2022 hermetics.org

 

 

DOĞMAMIŞIN ÖN SÖZÜ

  1. Katılıyor yalnızlığıma,

  2. En yüksek tepelere musallat olmuş loş koruluklardaki bir flütün sesi.

  3. Onlar ki görkemli ırmaklardan dahi vahşi doğanın sınırına uzanırlar.

  4. Ve ben Pan’ı seyrederim.

  5. Yukarıdaki, yukarıdaki karlar ebedidir,

  6. Ve kokuları yıldızların burun deliklerine kadar yükselir.

  7. Ama benim bunlarla ne işim var?

  8. Bana göre sadece uzaktaki flüttür, Pan’ın sonsuz vizyonu.

  9. Her yanda göze Pan, kulağa Pan;

  10. Pan’ın kokusu her yeri kaplıyor, onun tadı tamamen ağzıma doluyor, öyle ki dil aniden garip ve canavarca bir şekilde konuşuyor.

  11. Onun kucaklayışı her acı ve zevk merkezinde yoğunlaşıyor.

  12. Altıncı his O’nun en içteki benliği ile alevleniyor,

  13. Kendimi varlığın uçurumundan aşağıya bıraktım.

  14. Hatta Abyss’e, yok oluşa.

  15. Her şeyin sonu gibi, bu yalnızlığın da sonudur.

  16. Pan! Pan! Io Pan! Io Pan!

    I

 

  1. Tanrım, Seni nasıl da seviyorum!

  2. Bir canavarın şiddetli iştahıyla Evrende Senin izini sürüyorum.

  3. Müstahkem bir şehrin kıyısında, bir tepenin üzerinde duruyor gibisin. Ben beyaz bir kuşum, Senin üzerine tünemişim.

  4. Sen benim Sevgilimsin; Seni beyaz kanatlarıyla su pınarı boyunca gerilmiş bir nemf olarak görüyorum.

  5. Yosunların üzerinde uzanmış, ondan başka kimse yok orada:

  6. Sen Pan değil misin?

  7. Ben O’yum. Konuşma ey Tanrım! Bırak iş sessizlik içinde tamamlansın.

  8. Bırak acı çığlığım, ormana kaçabilmek için küçük ve beyaz bir geyik yavrusuna kristalleşsin!

  9. Tacındaki menekşe çiçeklerinden at toynaklarına kadar, ey Tanrım, Sen bir sentorsun.

  10. Sen tavlanmış çelikten daha da sertsin; Senden başka elmas yoktur.

  11. Ben bu bedeni ve ruhu teslim etmedim mi?

  12. Boğazıma bir hançer saplayarak Sana kur yapıyorum.

  13. Bırak oluk oluk kan Senin kana susamışlığını gidersin, ey Tanrım!

  14. Gecenin tavşan yuvasında Sen küçük ve beyaz bir tavşansın.

  15. Ben ise tilkiden ve delikten daha büyüğüm.

  16. Bana öpücüklerini ver, ey Rabbim!

  17. Şimşek geldi ve küçük koyun sürüsünü yalayıp yuttu.

  18. Bir dil ve bir alev var; o üç dişli mızrağı denizin üzerinde yürürken görüyorum.

  19. Bir anka kuşunun kafasındadır o, iki dişi de aşağıya bakar. Kötüleri böyle mızraklar.

  20. Seni mızraklayacağım, ey küçük gri Tanrı, eğer dikkat etmezsen!

  21. Griden altına, altından da Ofir altınının ötesindeki şeye.

  22. Tanrım! Ama seviyorum Seni!

  23. Neden böyle belirsiz şeyler fısıldadın? Ey keçi toynaklı, ey boynuzlu, ey yıldırım sütunu korktun mu yoksa?

  24. Yıldırımdan inciler düşer, incilerden de hiçliğin kara lekeleri.

  25. Hepsini bire, birini de hiçe dayandırdım.

  26. Aether’de yüzer durur, ey Tanrım, Tanrım!

  27. Ey Sen ihtişamın kukuletalı ulu güneşi, kes at şu göz kapaklarını!

  28. Doğa ölecek; o beni sakladı, korkuyla gözlerimi kapadı, beni kendi helakımdan korudu, ey Sen, aç gözlerini.

  29. Ey sürekli ağlayan!

  30. Ne annem İsis’dir, ne de benim Osiris; ama Typhon’a verilen ensest Horus, o olayım!

  31. Orada düşündü; ve düşünce kötüydü.

  32. Pan! Pan! Io Pan! Bu yeter.

  33. Düşme ölüme, ey ruhum! Düştüğün yatağın ölüm olduğunu düşün!

  34. Ah, Seni nasıl seviyorum, ey Tanrım! Özellikle, bu zihnin pusunda çirkin bir şekilde yayılan ve sonsuzluktan gelen şiddetli bir paralel ışık vardır.

  35. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.

  36. Bu titreşimin sütununda bir kadından daha beyaz ve daha güzel bir şeysin.

  37. Bir ok atar gibi dikine ateş ediyorum, ve Yukarıdaki oluyorum.

  38. Ama ölümdür bu, ve de ölü yakılan odun yığınının alevleridir bu.

  39. Bu odunların alevinde yüksel, ey ruhum! Senin Tanrın, içine küçücük ışığını yaydığın en uzak cennetin soğuk boşluğu gibidir.

  40. Sen beni tanıdığın zaman, ey boş Tanrı, Senin N.O.X’undaki alevim tamamen sönecek.

  41. Seni sevmekten vazgeçtiğimde, ey Tanrım, ne olacak sana?

  42. Bir solucan, bir hiç, alçak bir düzenbaz!

  43. Ama ah! Seviyorum Seni.

  44. Ahiretin sepetinden milyonlarca çiçek serptim ayaklarına. Seni de asanı da yağ ile, kan ile, ve de öpücüklerle meshettim.

  45. Mermer yapıtına can verdim. Ah! Ölüm verdim.

  46. Şaraptan ziyade yaşam içen ağzının pis kokusuna vuruldum.

  47. Evrenin çiyleri dudakları nasıl da beyazlatır!

  48. Ah! Süpernal annenin yıldızlarından damla damla akan sızıntı, kayboldu!

  49. Ben gelmesi gereken Dişi’yim, ben tüm erkeklerin Bakiresiyim.

  50. Ben Senden önceki çocuğum, ey satir Tanrım.

  51. Sen zevkin cezasını vereceksin. Şimdi! Şimdi! Şimdi!

  52. Io Pan! Io Pan! Seni seviyorum. Seni seviyorum.

  53. Ey Tanrım, esirge beni!

  54. Şimdi! Tamamdır! Ölüm.

  55. Haykırdım bu sözü yüksek sesle. Ve bu Görünmez Olan’ı bağlamak için güçlü bir büyüydü, bu bağı çözmek için bir büyüydü, evet; bu bağı çözmek için bir büyüydü.

II
 

  1. Ey Tanrım! Tekrar kullan beni, hep kullan. Sonsuza dek! Sonsuza dek!

  2. Senden ateş gelir ve benden de su; o yüzden bırak da Ruhun sarılsın bana, böylece sağ elim de yıldırımı ateşlesin.

  3. Uzayda gezerken, iki galaksinin savaşını gördüm. Birbirlerine çarpıyorlar dünyadaki boğalar gibi birbirlerine boynuz geçiriyorlardı. Korkmuştum.

  4. Sonra savaşmayı bırakıp dönüp bana baktılar, ve ben fena halde ezilmiş ve parça parça olmuştum.

  5. Dünya Fili tarafından çiğnensem daha iyiydi.

  6. Ey Tanrım! Sen benim küçük evcil kaplumbağamsın!

  7. Ancak yine de Sen Dünya Filini ayakta tutansın.

  8. Güzel kadınının yatağına giren bir sevgili gibi kabuğunun altına doğru sürünüyorum; İçeri giriyorum ve Senin olabildiğince küçük ve rahat yüreğinde oturuyorum.

  9. Beni koru, öyle koru ki o Dünya Filinin borazanını duymayayım.

  10. Pazar yerindeki bir obol kadar değerli değilsin Sen, yine de tüm Evrenin fidyesiyle bile satın alınamazsın.

  11. Çıplak ahlaksızlığını banyodaki yeşil mermer sütunlara yaslayan güzel bir Nubya’lı köle gibisin.

  12. Siyah meme uçlarından şarap fışkırıyor.

  13. Mazide Pertinax evinde bir müddet şarap içmiştim. Saki çocuk bana lütfetmişti, ve bana gerçek tatlı Chian şarabından verdi.

  14. Dor’lu bir çocuk vardı, bir sporcuydu. Güç gösterilerinde yetenekliydi. Dolunay enkazdan bir hışımla kaçmıştı. Ah! Ama biz gülmüştük.

  15. Ben feci halde sarhoştum, aman Tanrım! Ancak yine de Pertinax beni düğüne götüdü.

  16. Tüm çeyizim dikenli bir taçtı.

  17. Sen Hathor’a ait bir keçinin boynuzu gibisin, ey benim Tanrım, boğum boğum ve kıvrımlısın. Senin şeytani bir gücün var.

  18. Bana ikram edilen şarap Çıplak Dağ’ın zirvesindeki tüm buzlardan daha soğuktu.

  19. Vahşi bir toprak ve azalan bir ay. Gökyüzünde uçuşan bulutlar. Çam ağaçları ve onun da ötesinde porsuk ağaçları. Sen ise ortadasın!

  20. Ey tüm kara kurbağaları ve kediler, sevinin! Ey tüm iğrenç şeyler, buraya gelin!

  21. Dans edin, Tanrımız Rab’be dans edin!

  22. Bu o! Bu o! Bu o!

  23. Neden devam etmeliyim ki?

  24. Neden? Niye? Aniden cehennemin milyonlarca küçük şeytanının kahkahaları geliyor.

  25. Ve kahkahalar yayılıyor.

  26. Ama bunlar Evreni rahatsız etmez, yıldızları çalkalamaz.

  27. Tanrı! Seni nasıl da seviyorum!

  28. Bir tımarhanede yürüyorum, çevremdeki tüm erkek ve kadınlar delirmiş.

  29. Ah delilik! Delilik! Delilik! Arzu edilensin Sen!

  30. Ama seviyorum Seni, ey Tanrım!

  31. Bu erkek ve kadınlar çıldırmış uluyorlar; ağızları delilikle köpürüyor.

  32. Korkmaya başlıyorum. Başımda biri yok, yalnızım ben. Yalnızım. Yalnızım.

  33. Düşün, ey Tanrım, Senin sevginle nasıl da mutlu olduğumu.

  34. Ey merhametsiz Pan! Ey kötü niyetli yüz! Seviyorum Senin karanlık öpücüklerini, kanlı ve pis kokuyorlar! Ey merhametsiz Pan! Öpücüklerin mavi Ege’deki güneş ışıkları gibidir; Öpücüklerinin kanı Atina’daki gün batımının kanıdır, kokuları ise Makedonya gül bahçelerinin kokusu gibidir.

  35. Gün batımını, gülleri ve asmaları düşledim. Ey Tanrım, oradaydın Sen. Atinalı bir fahişe gibi davrandın ve ben de Seni sevdim.

  36. Sen rüya değilsin. Sen ki uyku için de uyanıklık için de çok güzelsin!

  37. Dağıtırım yeryüzünün delirmiş halkını; Ben küçük kuklalarımla tek başıma yürürüm bahçede.

  38. Ben koca Gargantuan’ım, şu galaksi yalnızca tütsümün duman halkasıdır.

  39. Sen garip otları yak, ey Tanrım!

  40. Bana bakışlarınızla sihirli bir içki mayalayın, çocuklar!

  41. Ruhun kendisi sarhoş.

  42. Sarhoşsun, ey Tanrım, öpücüklerimle sarhoşsun.

  43. Evren fırıl fırıl dönüyor, Sen de buna baktın.

  44. İki kez, ve her şey bitti.

  45. Gel, ey Tanrım, gel de kucaklaşalım!

  46. Hınzırca, iştahla, şevkle ve sabırla; Böylece çalışacağım.

  47. Bir Son olacak.

  48. Ey Tanrı! Ey Tanrı!

  49. Seni sevdiğim için aptalım ben, Sen zalimsin, saklıyorsun Kendini.

  50. Gel şimdi bana! Seni seviyorum! Seni seviyorum!

  51. Ey sevgilim, sevgilim. Öp beni! Öp beni! Ah! Ama yine.

  52. Uyku, al beni! Ölüm, al beni! Çok yaşandı bu hayat. Acıtıyor, öldürüyor ve yeterli geliyor.

  53. İzin ver, geri döneyim dünyaya. Evet, geri döneyim dünyaya.

III
 

  1. Ben Thebai’deki Ammon-Ra tapınağında Ammon-Ra’nın rahibiydim.

  2. Ama Baküs asma yapraklarıyla kaplanmış kızlardan, siyah pelerinli kızlardan oluşan birlikleriyle geldi, şarkılar söylüyordu. Ortalarındaydı Baküs, bir geyik yavrusu gibiydi.

  3. Tanrım! Gazabımla nasıl da koşup topluluklarını dağıttım!

  4. Ama tapınağımda Baküs, Ammon-Ra’nın rahibi olarak duruyordu.

  5. Bu yüzden kızları da alıp çılgına dönmüş şekilde Etiyopya’ya gittim, orayı mesken tuttuk ve orada eğlendik.

  6. Aşırı derecede, evet, hakikaten!

  7. Baküs’ün şerefine olgunlaşmış meyveleri de olgunlaşmamış meyveleri de yiyeceğim.

  8. Çobanpüskülünden tribünler, ve bakırtaşıyla inşaa edilmiş serin yeşil verandaya çıkan oniksten, opalden ve kırmızı akikten yapılmış sütunlar.

  9. İçinde istiridye şeklinde kristal bir kabuk var. Ey Priapus’un görkemi! Ey Büyük Tanrıçanın sonsuz mutluluğu!

  10. Orada bir inci var.

  11. Ey inci! Sen dehşetli Ammon-Ra’nın heybetinden geldin.

  12. Sonra ben, yani rahip, incinin kalbinde sabit bir parıltı gördüm.

  13. O kadar parlaktı ki bakamadık! Ama işte! Parlak altından bir haçın üzerinde kan kırmızısı bir gül!

  14. Ben de Tanrıya tapındım. Baküs! Sen benim Tanrımın sevgilisisin!

  15. Ammon-Ra’nın rahibi olan ben, birçok ay dönümü boyunca, bir çok ay dönümü boyunca Nil’in taştığını gören ben, gri toprakların genç geyiğiyim.

  16. Ayinlerinde dans edeceğim, ve gizli sevdalarım aranızda hoş karşılanacak.

  17. Gri toprakların efendileri arasından bir sevgilin olacak.

  18. Bir adamın hayatı Senin aşkın için Hazine Sunaklarından dökülmediği sürece her şeyin boş olduğunu Sana söyleyecek olan da odur.

  19. Amin.

  20. İzin ver hemen olsun, ey Tanrı, Tanrım! Senin için yanıp tutuşuyorum, deli halkların arasında, ıssızlığın gri topraklarında yalnızım, boş boş dolaşıyorum.

  21. Sen günahkarlığın yalnız ve iğrenç Şey’ini hazırlayacaksın. Ah neşe! Esas temeli atmak için bunu yapacaksın!

  22. Yüksek dağın üzerinde dik bir şekilde duracak; onunla yalnızca benim Tanrım iletişim kuracak.

  23. Onu bütün bir yakuttan inşa edeceğim; uzaktan da görülecek.

  24. Gel! Dünyanın damarlarını tahriş edelim: garip bir şarap damıtacaklar.

  25. Elimde büyüyor: tüm göğü kaplayacak.

  26. Sen arkamdasın: çılgınca bir sevinçle çığlık atıyorum.

  27. Sonra konuştu güçlü Ithuriel; İzin ver bu görünmez mucizeye Biz de tapınalım!

  28. Taptılar da, ve baş melekler semayı ezip geçtiler.

  29. Garip ve mistik, Kuzey’den gelen büyük ve gri kuşları bir hışımla uçmaları için davet eden sarı bir rahip gibi, ben de durup Seni çağırıyorum!

  30. Verme izin güneşi kanatları ve velveleleriyle karartmasınlar!

  31. Biçimi ve ondan sonra gelenleri başka yere götür!

  32. Ben durgunum.

  33. Sen pirinçlerin arasındaki bir balık kartalı gibisin, ben ise gün batımı sularındaki büyük kırmızı bir pelikanım.

  34. Ben siyahi bir hadım gibiyim; ve Sen de şemşirsin. Aydınlık olanın kafasını kesip atarım, ekmeği ve tuzu bölenin kafasını.

  35. Evet! Kesip atarım, ve kan Kralın Yatak Odasındaki lapis lazulinin üzerinde bir gün batımıymış gibi görünür.

  36. Kesip atarım. Tüm dünya güçlü rüzgarlarla tuz buz olur, ve bir ses insanların konuşamadığı bir dilde yüksek sesle haykırır.

  37. İlkel neşenin o korkunç sesini bilirim ben; Hathor’un kutsal evine kadar fırtınanın kanatlarını takip edelim; ineğin beş mücevherini sunağına koyup ona takdim edelim!

  38. Yine o insan olmayan ses!

  39. Titan cüssemi fırtınanın dişlerine kadar şahlandırırım, onu öldürürüm ve ben galip gelirim, ve denize savrulurum.

  40. Burada garip ve soluk bir Tanrı var, o ki acının ve ölümcül günahkarlığın Tanrısıdır.

  41. Ruhum, tıpkı etrafı ateş çemberiyle çevrili bir akrep gibi kendi kendisini ısırıyor.

  42. Ona kulluk edeceğim ben; o yüz çevirmiş solgun Tanrıya, o kurnazlık ve kahkaha Tanrısına, o genç Dor Tanrısına.

  43. Zira son, işte bu yüzden dile getirilemeyecek bir azapla doludur.

  44. Büyük gri denizin yalnızlığı daha iyi!

  45. Ama gri topraklardaki halkın başına bir illet gelecek, Tanrım!

  46. Bırak da onları güllerimle boğayım!

  47. Ah, Sen ey güzel Tanrı, uğursuzca gülümse!

  48. Güneşin aydınlattığı bir ağaçtan mor bir erik alır gibi, ey Tanrım, koparır alırım Seni. Ağzımda nasıl da yumuşayıp erirsin, yıldızların kutsanmış şekerisin Sen!

  49. Benim nazarımda dünya tamamen gridir; eski ve köhnemiş bir şarap tulumu gibi.

  50. İçindeki şarabın hepsi de bu dudaklardadır.

  51. Sen beni mermerden bir Heykel üzerine doğurdun, ey Tanrım!

  52. Beden, sonsuz sayıda ayın serinliğiyle buz gibi soğuktur; sonsuzluk elmasından bile daha serttir. Nasıl çıkarım aydınlığa?

  53. Sen O’sun, ey Tanrım! Ey Sevgilim! Çocuğum benim! Oyuncağım! Bir bakire kafilesi gibisin, gölde yüzen bir yığın kuğu gibisin.

  54. Yumuşaklığın özünü hissediyorum.

  55. Sert, güçlü ve erkeğim ben; ama Sen bir gel! Yumuşak, zayıf ve kadınsı olurum.

  56. Aşkının şaraplık üzüm ezme teknesinde, beni de ezeceksin. Kanım, parlak ayaklarını Izdıraplı Aşkın dualarıyla lekeleyecek.

  57. Tarlalarda yeni bir çiçek açacak, üzüm bağlarında yeni bir bağ bozumu yapılacak.

  58. Arılar yeni bir bal toplayacak, ozanlar yeni bir türkü söyleyecek.

  59. Ödül olarak Keçinin Acısını kazanacağım; ve Zamanın omuzlarında oturan Tanrı da uykuya dalacak.

  60. İşte o zaman bu yazılanların hepsi başarılacak: evet, gerçek olacak.

IV


  1. Berrak bir tatlı su havuzunda yıkanan bir bakire gibiyim.

  2. Ey Tanrım! Görüyorum Seni, karanlık ve kendini arzulatan bir halde; suyun içinden altın bir duman gibi yükseliyorsun.

  3. Saçların, kaşların ve parlak yüzün, Sen tamamen altınsın. Hatta ayak parmaklarından, el parmaklarına kadar Sen altının pembe düşüsün.

  4. Ruhum, tıpkı güneşi tehdit eden bir baş melek gibi aniden yükseliyor, inince altın gözlerinin derinliklerine.

  5. İçinden geçer kılıcım, tam içinden; Göz bebeklerinin arkasına gizlenmiş Senin o güzel bedeninden kristal aylar fışkırır.

  6. Derine, daha da derine. Düşerim ben, tam o sırada Evren de Yılların Abyss’ine düşer.

  7. Sonsuzluk çağrıları için, Ötedünya çağrıları için; bizi bekler Sözün dünyası.

  8. Bitsin sözün, ey Tanrım! Sonsuzluk tazısının dişlerini bu boğazıma iliştir!

  9. Havada daireler çizen yaralı bir kuş gibiyim.

  10. Kim bilir nereye düşeceğim?

  11. Ey mübarek olan! Ey Tanrı! Ey beni yiyip yutan!

  12. Bırak düşeyim, düşeyim yere, düşeyim, uzaklara, tek başıma!

  13. Düşeyim bırak!

  14. En Kutsal Olan’ın uyluğundan başka, asil Baküs’ün beşiğinden başka yoktur dinleme yeri, Canımın İçi.

  15. Dinlen orada, gecenin gölgesi altında.

  16. Uranüs azarladı Eros’u; Marsyas azarladı Olympas’ı; ben azarladım güzel sevgilimi güneşin uzun ve gür yelesiyle; söylemeyeyim mi şarkı?

  17. Benim sihirli sözlerim, bedenleri ay ışığı, bal ve mür merhemleriyle parıldayan orman tanrılarının harika yoldaşlığını getirmez mi etrafıma?

  18. Siz ne tapılasısınız, ey Sevgililerim; gidelim en karanlık boşluklara!

  19. Orada adamotu ve yabani sarımsaklarla bir ziyafet çekelim!

  20. Güzel Olan ziyafet verecek bize orada. Mısırdan yapılmış kahverengi keklerde dünyanın tadını alacağız, ve güçleneceğiz.

  21. Kızıl ve korkunç ölüm kadehinden dünyanın kanını içeceğiz ve sarhoş olacağız!

  22. Ah! Şarkı Iao’ya, Iao’ya şarkı!

  23. Gel, şarkı söyleyelim sana, görünmez Iacchus, muzaffer Iacchus, tarifsiz Iacchus!

  24. Iacchus, ey Iacchus, ey Iacchus, ol yanımızda!

  25. Sonra tüm zamanların siması karardı, ve gerçek ışık parladı.

  26. Ayrıca bilinmeyen bir dilde belli bir çığlık koptu, tiz sesi ruhumun durgun sularını tedirgin etti, böylece bedenim ve ruhum iyileşti hastalıklarından, iyileşti kendini bilmek rahatsızlığından.

  27. Evet, bir melek suları rahatsız etti.

  28. Bu Onun çığlığıydı: IIIOOShBTh-IO-IIIIAMAMThIBI-II.

  29. Sen gelmeden ve beni mızrağınla deşmeden önce, ey alevli Tanrım, bin gece, bin gece ve bin kere bu sözleri söylemedim. Senin kırmızı cübben tüm göğü açtı, öyle ki konuştu Tanrılar: Yanıyor her şey: Bu sondur.

  30. Dudaklarını da yaraya dayadın ve sonsuz sayıdaki yumurtaları emdin. Ve annen üzerine oturdu onların, ve işte! Yıldızlar, yıldızlar ve yıldızların atomları olduğu nihai Şeyler.

  31. Sonra, ey Tanrım, çardağın çitlerinde beyaz bir kedi gibi oturduğunu gördüm; ve dönen dünyaların uğultularından Sen sadece zevk alıyordun.

  32. Ey beyaz kedi, kıvılcımlar çıkıyor kürkünden! Bölerken dünyaları, kakırdıyorsun.

  33. Beyaz kedide, Çağların Vizyonunda gördüğümden daha fazla gördüm Seni.

  34. Ra’nın kayığında seyahat ettim, ama görünür Evren üzerinde Sana benzer bir varlık bulamadım!

  35. Sen kanatlı, beyaz bir at gibiydin, ve Seninle sonsuzluk boyunca Tanrıların Hükümdarına karşı mücadele ettim.

  36. Ki hala mücadele ediyoruz!

  37. Sen çam ağaçlarıyla kaplı ormanlara düşen bir kar tanesi gibiydin.

  38. Bir anda benzer olan ve benzer olmayanın ıssız doğasında kayboldun.

  39. Ama ben gördüm kar fırtınasının arkasındaki güzel Tanrıyı. Ve Sen O’ydun!

  40. Ayrıca harika bir Kitapta da okudum.

  41. Eski cildinde altından harflerle yazıyordu: Verbum fit Verbum.

  42. Vitriol de yazılıydı, ve rahibin ismi: V.V.V.V.V.

  43. Tüm bunlar dönüyordu ateşte, yıldız ateşinde. Olağanüstü, uzak ve tamamen yalnız bir şekilde, tıpkı Sen ve ben gibi, ey kimsesiz ruh, Tanrım!

  44. Evet, ve yazı;

     


    İyidir bu. Bu dünyayı çalkalayan sestir.

  45. Sekiz kez haykırdı yüksek sesle, ve ben sekiz defa, sekiz kez sayacağım Senin lütuflarını, ey Sen Onbir Katlı Tanrı 418!

  46. Evet, daha bir çok defa; 22 yolda 10 defa; Piramidin direği nasılsa, Senin lütfun da öyle olacaktır.

  47. Sayarsam onları, görürüm Bir olduklarını.

  48. Sevgin ne yücedir, ya Rab! Karanlık çıkardı Seni meydana, ve karanlık; ağaçların dehşeti içinde eliyle arayacak Seni, ve muhtemelen de yakalayacak, tıpkı bir yılanın cıvıldayan küçük bir kuşu yakaladığı gibi.

  49. Yakaladım Seni, ey yumuşak ardıç kuşum benim; zümrütten bir şahin gibiyim; yakalarım Seni içgüdülerimle, her ne kadar gözlerim ihtişamına yenilse de.

  50. Oysa onlar, az ötedeki akılsız halktan başka bir şey değiller. Sarı kumların üzerinde görüyorum onları, hepsi de tire moruna bürünmüş halde.

  51. Parlayan Tanrılarını kıyıya çekiyorlar ağlarla; Ateş’in Efendisine bir ateş yakıyorlar, ve haykırıyorlar kutsal olmayan sözleri, hatta korkunç laneti “Amri maratza, maratza, atman deona lastadza maratza maritza – marán!”

  52. Sonra pişirirler parlak tanrıyı ve yutarlar bütün bütün.

  53. Kötü insanlar bunlar, ey güzel çocuk! Biz geçelim Öteki Dünya’ya.

  54. Kendimizi hoş bir yeme dönüştürelim, tahrik edici bir şekle bürünelim!

  55. Ben harikulade çıplak bir kadın gibi olacağım, fildişi göğüslerim ve altın meme uçlarım olacak; bütün bedenim adeta yıldızların sütü gibi olacak. Parlak bir Yunan olacağım, istikrarsız ada Delos’un bir fahişesi olacağım.

  56. Sen de kancadaki küçük ve kırmızı bir solucan gibi olacaksın.

  57. Ama ikimiz de balığımızı aynı yakalayacağız.

  58. O zaman Sen altın sırtlı ve gümüş göbekli parlak bir balık olacaksın: Ben de güçlü güzel bir adam gibi olacağım, iki öneli boğadan daha güçlü bir adam. Tüm

    eksenlerden daha büyük bir asaya asılı bir torba mücevher taşıyan Batılı bir adam olacağım.

  59. Ve balık Sana kurban edilecek ve o güçlü adam da Benim için çarmıha gerilecek, biz öpüşeceğiz Seninle, Başlangıçtaki günah için kefaret ödeyeceğiz; evet, Başlangıçtaki günah için.


 

V


 

  1. Ey güzel Tanrım! Dağın taşkınında bir alabalık gibi yüzüyorum, yüreğinde.

  2. Birikintiden birikintiye atlıyorum neşeyle; kahverengi, altın rengi ve gümüşle aram iyi.

  3. Neden, ben karın ilk düştüğü zamanlardaki kızıl, güz ormanlarından daha güzelim.

  4. Ve düşüncemin kristal mağarası da benden daha güzel.

  5. Sadece tek bir olta beni yakalayabilir; dere kenarında diz çökmüş bir kadın. Odur parlak çiyi kendi üzerine döken, ve odur yerden bir nehir fışkırsın diye onu kuma döken.

  6. Şurada, mersin ağacının üzerinde bir kuş var; Yüreğinin su birikintisinden ancak o kuşun cıvıltıları çıkarabilir beni, ey Tanrım!

  7. Mutlulukla gülen şu Napolili çocuk da kim? Onun sevgilisi Ateş Dağı’nın heybetli krateridir. Kömürleşmiş bacaklarıyla akışkan dağın yamaçlarından sinsi bir şekilde konuşarak indiğini gördüm.

  8. Ve ah! Bir ağustosböceği vızıltısı!

  9. Meksika’da bir sarıasma kuşu olduğum günleri hatırlıyorum.

  10. Ey Tanrım, o zamanlarda da benim güzel sevgilim miydin şimdiki gibi?

  11. Gençliğim şimdiki gibi o zamanlarda da Senin oyuncağın, neşen miydi?

  12. Sahiden, hatırlıyorum o zalim günleri.

  13. Acı gölleri, altın yağmurumuzla nasıl dolup taşırdığımızı hatırlıyorum; Citlaltepetl kraterindeki değerli manzarayı nasıl da sular altında bırakmıştık.

  14. Büyük alev bizi ovalara da indirmişti, girilmez ormana koymuştu bizi.

  15. Evet, Sen altın gagalı, garip, ve kızıl bir kuştun. Düzlük ormanlarda Senin eşindim ben de; ve duyardık sürekli uzaktan gelen sesleri, sakat bırakılan rahiplerin tiz ilahilerini ve de Kurdan Edilen Bakirelerin meczup feryatlarını.

  16. Orada bize hikmetlerini anlatan garip, kanatlı bir Tanrı vardı.

  17. Durgun bir ırmağın kumlarında yıldızlı altın tozu tanecikleri olmuştuk.

  18. Evet, ve o nehir hem uzayın hem de zamanın nehriydi.

  19. Orada ayrıldık artık; git gide daha küçüğe, git gide daha büyüğe, o zamandan beri, ey güzel Tanrım, biz biziz, biz aynıyız.

  20. Ey Tanrım benim, Sen boynuzlarında yıldırım taşıyan küçük, beyaz bir keçi gibisin!

  21. Seni seviyorum, seviyorum Seni.

  22. Her nefes, her söz, her düşünce ve her eylem Sana karşı bir sevgi göstergesidir.

  23. Kalp atışlarım, aşkın sarkacıdır.

  24. Şarkılarım, nazikçe iç çekişlerdir:

  25. Düşüncelerim pek mestanedir:

  26. Ve eylemlerim Senin sonsuz çocuklarındır, yıldızlar ve atomlardır.

  27. Bırak hiçbir şey olmasın!

  28. Bırak da her şey bu aşk okyanusuna düşsün!

  29. Bu bağlılık, Beş’in iblislerini kovmak için güçlü bir büyü olsun!

  30. Ah Tanrım, gitti her şey! Mükemmelleştiriyorsun vecdini. Falútli! Falútli!

  31. Ciddi bir sükunet var. Hiç ses yok artık.

  32. Sona kadar da öyle olacak. Önceden toz olan bizler, tekrar düşmeyeceğiz tozun içine.

  33. Öyle olacak.

  34. Ayrıca, ey Tanrım, Baharat Bahçesinin soluğu. Bir tatsızlık var tüm bunlarda.

  35. Mahrut kesilir sonsuz bir ışınla; hiperbolik yaşamın eğrisi çıkar ortaya.

  36. Gittikçe uzaklaşıyoruz; ama yine de hareketsiziz. Bizden uzaklaşan sistemler zinciridir bu.

  37. Önce aptal dünya düşer; eski gri toprakların dünyası.

  38. Onu yöneten hüzünlü, sakallı yüzüyle birlikte akla hayale sığmayacak uzaklıklara düşer, sessizlik ve kedere dönüşür.

  39. Biz suskun ve mutluyuz, yüzümüz de Eros’un gülen yüzü.

  40. Gülümsüyoruz, gizli işaretlerle selamlıyoruz onu.

  41. Bizi Devrik Saray’a götürüyor o.

  42. Kanlı bir Kalp var, Başlangıç Günah’ının ötesindeki zirvesine ulaşan bir piramit.

  43. İhtişamına göm beni, ey canan, ey bu fahişe genç kızın prens sevgilisi, beni Saray’ın En Gizli Odasına göm!

  44. Halledilir çabucak; evet, mühür kasanın üzerinde.

  45. Burada onu açabilecek biri var.

  46. Ne anılarla, ne hayalle, ne duayla, ne de oruçla, ne kırbaçlarla, ne uyuşturucularla, ne ritüelle, ne de meditasyonla; o sadece edilgen sevgiyle açacak.

  47. Sevgili’nin kılıcını bekleyecek, ve kessin diye boğazını açacaktır.

  48. Sonra fışkıracaktır kanı ve benim için göğe rünler yazacak; evet, benim için rünler yazacak gökyüzüne.


 

VI


 

  1. Sen bir rahibeydin, ey Tanrım, Druidler’in arasında; ve meşenin güçlerini biliyorduk biz.

  2. Sen açık seçik giyinmiştin, ben örtünmüştüm; taşlardan Kainatın şeklinde bir mabet inşa etmiştik kendimize.

  3. Orada, gece yarısı birçok harika şeyler yaptık.

  4. Azalan ay döneminde çalıştık.

  5. Ovanın üzerinden kurtların vahşi ulumaları duyulmuştu.

  6. Karşılık verdik biz de; avlandık sürüyle.

  7. Yeni Şapele bile gitmiştik, ve Sen Kutsal Kase’yi Druid cüppenin altına koymuştun.

  8. Aydınlatıcı kutsallıktan içtik, dikkat çekmeden ve gizlice.

  9. Sonra gri toprakların halkının arasında korkunç bir hastalık baş gösterdi; ve biz sevindik buna.

  10. Ey Tanrım, görkemini gizle!

  11. Bir hırsız olarak gel, ve bırak da Kutsal şeyleri çalalım!

  12. Ağaçlıklarımızda, manastır çilehanelerimizde, ve mutluluk peteklerimizde, bırak da içelim, içelim!

  13. Her şeyi mutlak altının gerçek rengiyle boyayan şaraptır.

  14. Bu şarkılarda derin sırlar var. Yetmez kuşları duymak; şarkılardan zevk almak için bizzat o kuş olmalı.

  15. Ben kuşum, ve Sen de benim şarkımsın, ey benim dörtnala koşan ihtişamlı Tanrım!

  16. Sen yıldızları dizginlersin; Sen yedi takımyıldızını Hiçlik düzleminde yan yana güdüyorsun.

  17. Sen, Gladyatör Tanrı!

  18. Ben arpımı çalarım; Sen de canavarlar ve alevlerle savaşırsın.

  19. Sen müzikten alırsın keyfini, bense savaştan zevk alırım.

  20. Sen ve ben İmparator’un kıymetlileriyiz.

  21. Bak! Bizi İmparatorluk kürsüsüne çağırdı. Gece çöktü; bu büyük bir ibadet ve mutluluk cümbüşüdür.

  22. Gece, bir prensin omuzlarından bir kölenin üzerine pullu bir pelerin gibi çöker.

  23. Ve o özgür bir adam olarak yükselir!

  24. Sen, ey Peygamber, kölelerin üzerine bir pelerin ol.

  25. Müthiş bir gece, ve tek tük yanan ateşler; ancak köle için özgürlük onun etrafı kuşatan ihtişamındandır.

  26. Ben de büyük, hüzünlü şehre indim.

  27. Orada merhum Messalina, tacını ölü Locusta’nın zehriyle takas etti; orada durdu Caligula, ve unutkanlık denizlerini mahvetti.

  28. Sen kimdin, ey Sezar, Sen Tanrıyı bir atın içinde tanımış mıydın?

  29. Io için! Yeryüzüne kazınan Saksonlar’ın Beyaz Atını gördük; ve eski gri topraklarda alev alev yanan Deniz Atlarını gördük, ve burun deliklerinden çıkan köpükler bizi aydınlatmıştı!

  30. Ah! Ama Seni seviyorum, Tanrım!

  31. Buz dünyasının üzerindeki ay gibisin Sen.

  32. Kaplanlar diyarının alev alev yanan düzlüklerindeki en şiddetli karların şafağı gibisin Sen.

  33. Sessizlikle ve sözle taparım Sana.

  34. Hepsi boşuna ama.

  35. Yalnızca bana tapan suskunluğun ve bana tapan sözlerin işe yarar.

  36. Feryat edin, ey gri toprakların halkı, çünkü içtik şarabınızı, ve size de acı tortulardan başka bir şey bırakmadık.

  37. Yine de bunlardan size bir içki damıtacağız, Tanrıların abıhayatının ötesinde bir içki.

  38. Tentürümüzde, Baharat ve altın dünyası için bir kıymet vardır.

  39. Çünkü kırmızı projeksiyon tozumuz tüm ihtimallerin ötesinde.

  40. Birkaç erkek var; kafi gelirler.

  41. Sakilerle dolup taşacağız, ve bitmeyecek şarap.

  42. Ey değerli Tanrım! Ne biçim bir ziyafet verdin Sen.

  43. Işıklara, ve çiçeklere, ve de bakirelere bak!

  44. Şarapların, lezzetli yiyeceklerin, ve de muhteşem etlerin tadı!

  45. Burun deliklerinde yaşayan orman nymph’leri gibi Sen de küçük tanrıların ıtırlarını ve bulutlarını solu!

  46. Hisset tüm bedeninle, mermer serinliğinin muhteşem pürüzsüzlüğünü, güneşin ve kölelerin bereketli sıcaklığını!

  47. Bırak, Görünmez Olan yıkıcı gücünün tüm açgözlü Işığını biçimlendirsin!

  48. Evet! Bütün dünya darmadağın olmuş, tıpkı üzerine yıldırım düşmüş yaşlı ve gri bir ağaç gibi!

  49. Gelin, ey siz Tanrılar, gelin de ziyafet çekelim.

  50. Sen, ey benim sevgilim, ey benim biteviye Serçe Tanrım, sevincim, arzum, benim avcım, gel de cıvılda sağ elimde!

  51. Rahip Al A’in, bunlar onun anılarının öyküsüydü; evet, rahip Al A’in.


 

VII

 

  1. Tütsünün yakılmasıyla açığa çıktı Söz, ve belirsiz uyuşturucuyla.

  2. Ey yemek, bal ve yağ! Ey saadetin ortasında asılı duran o ayın güzel bayrağı!

  3. Bunlar gevşetir cesedin sargılarını; çözer bunlar Osiris’in ayaklarını, böylece alevli Tanrı olağanüstü mızrağıyla delip geçer gök kubbeyi.

  4. Ancak kederli heykel safi siyah mermerdendir, ve gözlerinin hiç değişmeyen ıstırabı acı verir körlere.

  5. Altın Tanrının altın asası olan taçlandırılmış çocuğun şiddetli sancılarıyla parçalanmış sarsılan mermerin vecdini anlıyoruz.

  6. Her şeyin neden taşta, tabutta ve heybetli mezarda gizli olduğunu biliyoruz, ve Olalám’a biz de karşılık veriyoruz! Imál! Tutúlu! Yazıldığı gibi antik kitapta.

  7. Bu kitabın üç kelimesi yeni bir æon için yaşam gibidir; hiçbir tanrı okumadı tamamını.

  8. Ama Sen ve ben, ey Tanrı, yazdık onu sayfa sayfa.

  9. Bizimki Onbirli kelimenin onbir kez okunmasıdır.

  10. Bu yedi harf birlikte yedi farklı sözcük oluşturur; her sözcük de kutsaldır, ve onlarda yedi cümle gizlidir.

  11. Sen Sözcük’sün, ey sevgilim, lordum, efendim!

  12. Ey, gel bana, karıştır ateş ile suyu, hepsi çözülsün.

  13. Hem uykumda hem de uyanıkken Seni bekliyorum. Çağırmıyorum Seni artık; Çünkü Sen içimdesin benim. Ey beni güzel bir çalgı yapan Sen, kendi vecdine akort edilmiş.

  14. Yine de hep farklısın, benim gibi tıpkı.

  15. Yılın alacakaranlığında, Osiris Ekinoksunun alacakaranlığında, Seni ilk kez alenen gördüğüm kutsal bir günü hatırlıyorum; Korkunç meseleyle ilk kez mücadele edilmişti, İbis Başlı Olan kavgayı efsunlamıştı.

  16. Bir bakirenin hatırladığı gibi, hatırlıyorum ben de Senin ilk öpücüğünü. Karanlık, sapa yollarda da bir başka şey yoktu, öpücüklerin Bakidir Senin.

  17. Tüm Sevgi Evreninde, Senden başka kimse yoktur.

  18. Tanrım, Seni seviyorum, ey Sen keçi, boynuzları yaldızlı altından!

  19. Sen Apis’in güzel boğası! Sen Apis’in güzel yılanı! Sen Gebe Tanrıçanın güzel evladı!

  20. Sen uykunda kıpırdadın, ey yılların eski kederi! Saldırmak için kaldırdın başını, ve her şey Görkem Abyss’inde çözüldü.

  21. Sözcüklerin harflerine bir son! Yedi katlı konuşmaya bir son.

  22. Beni, tüm bunların kerametini, kumun üzerinde uzun adımlarla yürüyen sıska ve tez canlı bir deveye dönüştür.

  23. Yalnızdır ve menfurdur o; yine de tacı kazandı.

  24. Ah neşelen! Neşelen!

  25. Tanrım! Ey Tanrım! Ben çağların yıldız tozunda bir zerreyim; Şeylerin Sırrının Efendisiyim ben.

  26. Ben Açığa Çıkaran ve Hazırlayanım. Benimki Kılıç, Başlık ve Kanatlı Asa’dır!

  27. Ben İnisiye Eden ve Yok Edenim. Benimki Küre, Bennu Kuşu ve kızım İsis’in Nilüferi’dir!

  28. Ben tüm bunların ötesinde Olan’ım; ve ben haşmetli karanlığın sembollerini taşıyorum.

  29. Bir mühür olacak, uçsuz bucaksız siyahlıkta ve düşüncelere dalmış ölüm okyanusunun ve gecesini her yere yayan karanlığın ortasındaki ışıltının bir mührü.

  30. O küçük karanlığı yutacak bu.

  31. Ama bu derinlikte kim cevap verir: Nedir?

  32. Ben değil.

  33. Sen de değil, ey Tanrım!

  34. Gel, bir araya gelmememiz için artık bir neden yok; Bırak eğlenelim! Kendimiz olalım, sessiz, benzersiz ve de ayrı ayrı.

  35. Ey dünyanın ıssız ormanı! Hangi kuytularda saklarsın aşkımızı?

  36. En Yüce Olan’ın mızraklar ormanına Gece, Hades ve Gazap Günü denir. Ancak ben O’nun baş sakisiyim ve O’nun kadehini taşıyorum.

  37. Süvarilerimden dolayı korkma benden! Küçük yabalarıyla iblisleri katledecekler. Özgür olacaksın.

  38. Ah, köleler! Bilmeyeceksiniz, bilmiyorsunuz siz nasıl irade sahibi olunacağını.

  39. Yine de mızraklarımın müziği bir özgürlük şarkısı olacak.

  40. Neşe Abyss’ini büyük bir kuş silip süpürecek, ve benim sakilerim olmanız için sizi taşıyacak üzerinde.

  41. Gel, ey Tanrım, son bir vecd ile Çok olmaktan Birliğe ulaşalım!

  42. Şeyler’in sessizliğinde, Güçlerin Gecesinde, ve Üç’ün lanetlenmiş memleketinin ötesinde, bırak da aşkımızın tadını çıkaralım!

  43. Sevgilim! Sevgilim! Uzağa, uzağa; Meclisin, Kanunun ve Aydınlanmanın ötesinden Yalnızlık ve Karanlığın Anarşisine!

  44. Böyle bile olsa örtmeliyiz Benliğimizin parlaklığını.

  45. Sevgilim! Sevgilim benim!

  46. Ey Tanrım, ama İçimdeki sevgi Uzay ve Zamanın bağları arasında infilak eder; Benim sevgim o gerçek olmayan sevgilerin arasından dökülür.

  47. Benim şarabım o hiç şarap tatmamışlar için dökülür.

  48. Dumanı sarhoş edecek onları, ve aşkımın coşkusu güçlü çocuklar doğurmaları için onların bakirelerini dölleyecek.

  49. Evet! Tasarlamadan, kucalaşmadan. Ve Ses, Evet dedi! Bunlar gerçekleşecek.

  50. Sonra Kendim için bir Söz aradım; Kendim için hem de.

  51. Ve Söz geldi: Ey Sen! Bu iyidir. Hiçliğe kulak ver! Seni seviyorum! Seviyorum Seni!

  52. Bu yüzden her şeyin sonuna kadar inandım; evet, her şeyin sonuna kadar.

 

[Ana Sayfa ][Yazılar